Chat'layan Yuvalar

“İş yerinde, arkadaşlar chat yapmanın zevkli olduğunu ve muhakkak denemek gerektiğini ısrarla bahsettiler. İnsanlardan çok etkilenen biriyim ve denedim. Bu esnada internette biri ile tanıştım. Başlangıçta zararsızdı, birbirimize terapi gibi oluyordu. Onun bir takım sıkıntılarına çözüm bulmam hem karşımdakini hem de beni rahatlatıyordu. Muhatabım da benim yazılarımdan çok etkilendiğini söyleyip her gün güzel hoş sözler yazarak beni cezp etti.
Şu an sadece yazışıyoruz o kadar; ancak aile ilişkimin bundan zarar görmesini istemiyorum. Israrla görüşmek istiyor. Sadece yazıştığım biri ile bu tür bir ilişkide günaha girmiş miyimdir? Görüşsem, aslında istemiyorum, ama haram olur mu? Ben neden böyle bir durumu devam ettiriyorum? Geçmişte yaşadıklarım olabilir mi? Bu durumdan kurtulmak için ne yapmalıyım?”
Bir kişinin karşı cinsten birisiyle internet ortamında olsa dahi böylesi tehlikeli ilişkiler kurması elbette doğru değil. Öncelikle bunu söylemiş olalım.
Kişinin bu durumu devam ettirmesinin sebeplerinden birisi geçmişinde eşiyle ilgili yaşadığı negatif deneyimler olabilir. Bilinçaltında saklı intikam duygusu kişiye bunu yaptırıyor olabilir. Bunun dışında merakla başlamış ve zamanla alışkanlığa dönüşmüş bir davranış olabilir. Sebebi ne olursa olsun duyguların hoşnut olduğu fakat mantığın rahatsız olduğu bu durum, ruhu ikilemde bırakacak ve birtakım ruhsal sıkıntılara davetiye çıkaracaktır.
Bu konudan kurtulmak için öncelikle empati kurulmalı. Sonrasında atılacak en büyük adım kararlı olmak ve bu kararlılığı chat yapılan bireye hissettirerek bu duruma bir son vermek olacaktır. Tabii bununla birlikte kişinin eşiyle hâlihazırda yaşadıkları bu duruma son vermeyi engelliyor olabilir. Bu sebeple eş ile birebir paylaşımları artırmak ve eş olma rolüyle onunla birlikte daha fazla zaman geçirmek gerekir.
Chat’layan yuvalar!
Günümüzde chatleşmek maalesef bir çeşit sanal beraberlik haline geldi. Adam, saatlerce bilgisayar başında oturup hanımını, çocuklarını bir kenara itip başka bir âlemde geziyor. Eşiyle ilgileneceğine, onun can yoldaşı olacağı yerde, gidiyor bilgisayarla arkadaşlık ediyor. Daha doğrusu bilgisayardakilerle... “Bu yaptığın uygun mu?” dediğin zaman da, “Ben faydalı olmak için yapıyorum” deniyor.
Bir kere, en büyük hatamız, faydalı olmaya evden başlamak yerine “el”den başlamak... Evdekiler dururken, eh nefsimize de hoş geliyor, önce “el”lerle uğraşıyoruz. Kişinin önce kendisine, ailesine, sonra da diğer yakın çevresine, daha sonra da uzak çevresine faydalı olması gerekir. Şimdi, chat hastalarına sormak lazım:
Elinizi vicdanınıza koyun ve itiraf edin, eşinizle çocuğunuzla mı daha çok meşgulsünüz, yoksa bilgisayarınızla mı? Bazı chat hastası erkekler diyebilir: “Benim eşim benimle ilgilenmiyor, ben de o yüzden chatlerde sürünüyorum.” Yapmayın, siz gerçek manada eşinizle ilgilendiniz de o sizinle ilgilenmedi mi? Bu kabul edilebilir bir mazeret değildir.
İnsanların kadın olsun erkek olsun, ilgiye, sevgiye ihtiyacı vardır. Siz verirseniz, alırsınız; ilgi, sevgi karşılıklı olur. Arkadaşlık, sevgiyi paylaşmak gibi değerlerimizi TV ve bilgisayar öldürüyor, güzelim aile yuvaları buzdolabına dönüyor adeta. Chat yüzünden kocasının yüzünü göremeyen, bunun için ruhî dengesini bozan çok kadın var.
Bekârlara gelince; art niyetli olanları bir tarafa bırakıp olayı iyimser bir şekilde ele alacak olursak, bunlar da genelde evlilik hayali ile chatleşiyorlar. İşi ileri götürüp tanıştıktan sonra da hayal kırıklığına uğruyorlar. Çünkü iki taraf da tam dürüst davranmıyor chatte... Sanki chatleşme yalan üzerine kurulmuş. Erkek kadın, kadın erkek numarası çekiyor. Daha nice yalanlar; her şey tozpembe...
Chatte tanışılan bir kişiyle gerçek bir evlilik kurulamaz. Maalesef dünya acımasızlaştı, güven duygusu yok oldu. Chatte tanışıp mutlu bir yuva kuranlar var demeyin, bu sadece bir kumar olur. O ancak binde birdir. Binde birin size isabet etmesini mi bekliyorsunuz? İnternet üzerinden tanışıp evlenen çiftler, sonra farklı dünyaların insanı olduklarını anladıklarında geride pişmanlıktan başka şey kalmıyor. Balın zehiri kıvrandırmaya başlıyor ve acı bir netice tecrübe hanesine yazılıyor.
Chat gerçeği aslında bu kadarla da bitmiyor, chat vakti öldürmekten pek de öteye geçen bir şey değil. Ve öldürdüğü şey sadece vakit de değil; insanın ailesiyle, akrabasıyla, arkadaşlarıyla ilgisini hatta sevgisini de öldürüyor. Hangi iş olursa olsun, yapılmasındaki zararı faydasından çoksa, o işi yapmamak aklın gereğidir. Buna göre tüm chatçiler; elinizi vicdanınıza koyup düşünün; eksiniz mi fazla, artınız mı? Tamam mı, devam mı? Kararınızı buna göre verin!
Sanal birliktelikler aileyi tehdit ediyor
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi günümüzde sanal birliktelikler artıyor. Aslında bu, tamamen fantezilerden oluşan, gerçekle bağlantısı olmayan, içi boş, kandırıcı, kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.
Bunun için, utangaçlık, sıkıntı, eşiyle işlerin yolunda gitmemesi, aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememe gibi bahaneler öne sürülebilir.
Hatta başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış bir hata; önce merakla başlayıp sonra kendine hâkim olamayarak devam etme; kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa kendisini daha iyi hissetme gibi daha pek çok gerekçe sayılabilir.
Sanal birliktelikler, ilk etapta kişiyi duygusal olarak tatmin ettiği ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği (!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rast gele birbirleriyle tanışıyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar: Eğitimli-eğitimsiz, evli-bekar, yaşlı-genç fark etmiyor. Birçoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat herşeyi yaşıyorlar.
Başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor. Neden suçluluk psikolojisi?
Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki. Buna bir anlamda zina da diyebilirsiniz. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal âlemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında… Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden…
Aslında bu, bir ruhsal bozukluktur. Böylelerinin en kısa zamanda tedavi olması gerekir. “–mış gibi” yaşamak, gerçekten koparak sanalda var olmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin…
İnsan kendisini harama götürecek meraklarından korumalı. Kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen göstermeli. Kendi sınırlarını belirlemeye çalışmalı. Sınırlarını zorlayacak veya kişiyi yanlışlık yaptığı duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmalı. Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter. (Mehtap Kayaoğlu)
M. Ali Seyhan
Konu: Bu Gün Gaziler Günümüz...
Degerli Dostum;
Şehitlerin Kanı, Gazilerin Şanı ve Anaların Gözyaşı İle Sulanmış
Bu Vatan Evladı Olmanız Dolayısı İle
GAZİLER GÜNÜNÜZÜ TEBRİK EDEDERİM
Saygı ve Sevgilerimle,
KÖŞEDEKİ GÖLGE HAZANBEY
(* (* (* (**) *) *) *)
Ben Vatanım, İncitmeyin
Toprak Parçası Değilim Ben;
Nice Kültürle Yoğrulmuşum Binlerce Yıl...
Türkün Adı Benle Anılır Olmuş.
Kutsaldır Şehit Kanıyla Sulanmış Her Bir Karışım.
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Alparslan' ım Malazgirt Ovasında;
Al Atın Üstünde Düşman Üstüne Yürüyen...
Söğüt'te Osman'ım,
Çaldıran' da Yavuz.
Kanuni'yim Avrupa Kapılarında,
Fatih'im Surlar Önünde;
Bir Devri Kapayıp Bir Devri Açan...
Yahya Çavuş'um Çanakkale'de;
Yetmiş Askeriyle Bir Tümeni Tutan...
İsmet Paşa'yım İnönü Ovasında;
Aç Ve Çıplak Ordusuyla Yunan'ı Kovalayan.
Karabekir Paşa'yım Doğuda
Ermeni Zulmünden Halkı Koruyan.
Mustafa Kemal'im Memedlerin Önünde;
Yedi Düveli Hallaç Pamuğu Gibi Atan...
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Nice Yiğitler Çıktı Bağrımdan;
Nice Ozanlar...
Köroğluyum Zulmün Önünde,
Topkapı Zindanlarında Malkoç.
Nene Hatun'um Erzurumda,
Elif'im Ben, Kocabaşın Yerine Kendini Koşan...
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Karaoğlan' ım Anadolu'da;
Diyar Diyar Gezen Yunus'um,
Ferhat'ım Dağları Delen,
Sazın Telinde Veysel,
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Bereketli Topraklarım Var Benim.
Eşsiz, Benzersiz...
Zeytin Ağacıyım Egede,
Antep'te Fıstık.
Çay Yaprağıyım Rize'de,
Çukurova'da Pamuk.
Kestaneyim Bursa'da
Ordu'da Fındık.
Renk Renk Yükselirim Kaçkar da;
Bazen Köknar, Bazen Palamut.
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Şimdilerde Nifak Tohumları Ekiliyor Üzerime;
Düşmanlarımla İşbirlikçi Evlatlarım El Ele.
Bin Yıllık Kardeşlik Bozulsun Diye;
Işıksız Kalsın Diye Bu Güzel Ülke;
Çomak Sokuyorlar Birliğimize.
Lazı, Kürdü, Çerkeziyle,
Alevisi, Sünnmisiyle,
Omuz Omuza Kovmadık Mı Yedi Düveli?
El Ele Kurmadık Mı Cumhuriyet'i?
Hepimizin Kanı Vermedi Mi Al Bayrağa Rengini?
Bu Oyun Eski Oyun,
Uyanın!
Bozun!
Birbirinizi İncitmeyin,
Ben Vatanım; Beni İncitmeyin!
Yağmalanıyor Madenlerim;
Yağmalanıyor Kıyılarım, Betonlar Dökülüyor Üzerine.
Ormanlarım Kesiliyor, Villalar Kuruluyor Yerine.
Daha Da Şişsin Diye Kalantor Kasalar;
Peşkeş Çekiliyor Varlıklarım;
Kibrit Suyu Dökülüyor Sanayimin, Tarımımın Köküne!
Dur Deyin Haine!
Dur Deyin İşbirlikçiye!
Dur Deyin Sömürüye!
Mert Halkım Namerde Ezilmesin,
Bu Rüzgar Böyle Esmesin,
Bu Değirmen Böyle Dönmesin!
Ben Vatanım,
Ben Namusum, Şanım!
Bu Yüzden Hass
Ben Vatanım, İncitmeyin
Toprak Parçası Değilim Ben;
Nice Kültürle Yoğrulmuşum Binlerce Yıl...
Türkün Adı Benle Anılır Olmuş.
Kutsaldır Şehit Kanıyla Sulanmış Her Bir Karışım.
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Alparslan' ım Malazgirt Ovasında;
Al Atın Üstünde Düşman Üstüne Yürüyen...
Söğüt'te Osman'ım,
Çaldıran' da Yavuz.
Kanuni'yim Avrupa Kapılarında,
Fatih'im Surlar Önünde;
Bir Devri Kapayıp Bir Devri Açan...
Yahya Çavuş'um Çanakkale'de;
Yetmiş Askeriyle Bir Tümeni Tutan...
İsmet Paşa'yım İnönü Ovasında;
Aç Ve Çıplak Ordusuyla Yunan'ı Kovalayan.
Karabekir Paşa'yım Doğuda
Ermeni Zulmünden Halkı Koruyan.
Mustafa Kemal'im Memedlerin Önünde;
Yedi Düveli Hallaç Pamuğu Gibi Atan...
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Nice Yiğitler Çıktı Bağrımdan;
Nice Ozanlar...
Köroğluyum Zulmün Önünde,
Topkapı Zindanlarında Malkoç.
Nene Hatun'um Erzurumda,
Elif'im Ben, Kocabaşın Yerine Kendini Koşan...
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Karaoğlan' ım Anadolu'da;
Diyar Diyar Gezen Yunus'um,
Ferhat'ım Dağları Delen,
Sazın Telinde Veysel,
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Bereketli Topraklarım Var Benim.
Eşsiz, Benzersiz...
Zeytin Ağacıyım Egede,
Antep'te Fıstık.
Çay Yaprağıyım Rize'de,
Çukurova'da Pamuk.
Kestaneyim Bursa'da
Ordu'da Fındık.
Renk Renk Yükselirim Kaçkar da;
Bazen Köknar, Bazen Palamut.
Ben Vatanım, İncitmeyin!
Şimdilerde Nifak Tohumları Ekiliyor Üzerime;
Düşmanlarımla İşbirlikçi Evlatlarım El Ele.
Bin Yıllık Kardeşlik Bozulsun Diye;
Işıksız Kalsın Diye Bu Güzel Ülke;
Çomak Sokuyorlar Birliğimize.
Lazı, Kürdü, Çerkeziyle,
Alevisi, Sünnmisiyle,
Omuz Omuza Kovmadık Mı Yedi Düveli?
El Ele Kurmadık Mı Cumhuriyet'i?
Hepimizin Kanı Vermedi Mi Al Bayrağa Rengini?
Bu Oyun Eski Oyun,
Uyanın!
Bozun!
Birbirinizi İncitmeyin,
Ben Vatanım; Beni İncitmeyin!
Yağmalanıyor Madenlerim;
Yağmalanıyor Kıyılarım, Betonlar Dökülüyor Üzerine.
Ormanlarım Kesiliyor, Villalar Kuruluyor Yerine.
Daha Da Şişsin Diye Kalantor Kasalar;
Peşkeş Çekiliyor Varlıklarım;
Kibrit Suyu Dökülüyor Sanayimin, Tarımımın Köküne!
Dur Deyin Haine!
Dur Deyin İşbirlikçiye!
Dur Deyin Sömürüye!
Mert Halkım Namerde Ezilmesin,
Bu Rüzgar Böyle Esmesin,
Bu Değirmen Böyle Dönmesin!
Ben Vatanım,
Ben Namusum, Şanım!
Bu Yüzden Hassasiyetim,
Beni İncitmeyin!
Tuncay OCAKLI
Bağlantı »